| AnaSayfa | şarkı sözleri | forum | Reklam ver | kadın | müzik | şiir | şair | hikaye | fıkra | oyun | hazır mesaj | gül resimleri |
  ♥ netimiz Menü

» Sohbet
» Forum
» Arama Yap
» Haber
» Tatil
» Astroloji
» Hava Durumu
» Gazeteler
» Güzeller Galerisi
» Online Oyunlar
» Canlı Müzik
» Canlı Tv
» Sinema
» video izle
» Spor
» iddaa

  ♥ netimiz E Kart

» Anneler Günü
» Araba Resimleri
» Arkadaşlık Kartları
» Asker Resimleri
» Aşk Resimleri
» Atatürk Resimleri
» Babalar Günü Kart
» Bayram Kartları
» Bebek Resimleri
» Doğa Resimleri
» Doğum Günü Kartı
» Dini Resimler
» Gül Resimleri
» Hayvan Resimleri
» Kalp Resimleri
» Manzara Resimleri
» Özür Dileme Kartı
» Özlem Hasret Kartı
» Hat Sanatları
» Regaib Kandili
» Sevgi Resimleri
» Sevgililer Günü
» Yeniyıl Kartları

  ♥ Gül Bahçesi

» Kırmızı Güller
» Sarı Güller
» Beyaz Güller
» Mavi Güller
» Pembe Güller
» Siyah Güller


Bu Kadın Defnedilemez

Ebu Hanife'nin meclisine gelen biri şöyle bir suâl sordu:
– Hamile bir kadın doğum sırasında vefat etti. Onu yıkamak üzere tahtanın üzerine koyduklarında karnındaki çocuğun yaşadığı anlaşıldı. Bu kadın böylece defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Kadın şu anda yıkama tahtası üzerinde beklemektedir. Mecliste hazır bulunanlar birbirlerine bakıştılar. Bazıları:

– Bu kadın defnedilemez. Ancak bekletilir. Ola ki bekleme sırasında çocuk dünyaya gele, dediler.

Bazıları da:

– Cenaze bekletilmez. Efendimizin hadisi vardır, cenazenizi bir an önce toprağa verin, buyurdu, dediler. Böyle söylenmesine rağmen yine de gözler Ebu Hanife Hazretleri'ndeydi. O, söylenenleri dikkatle dinledikten sonra fikrini açıkladı:

– Bu cenaze, ne defnedilir, ne de çocuğun doğması için bekletilir?

Dinleyenler şaşırdılar.

– Ne yapılır öyleyse? Geride başka ihtimal mi var sanki?

Evet, Hazret-i İmam'a göre asıl ihtimal geridedir ve olması gerekeni şöyle dile getirmiştir:

– Bu hamile kadının karnı ameliyatla açılır, çocuğu alınır, sonra defnedilir!

Dinleyenler hep birden bu görüşe iştirak ettiler. Doktor geldi. Hamile kadının karnı yarılıp çocuk sağ olarak çıkarıldı. Sonra defnedildi, çocuk bakıma alındı.

Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Bu çocuk büyüdü, sıhhatli ve akıllı bir çocuk olup, Ebu Hanife'nin ilminden, irşadından istifade etti. Ebu Hanife'nin gösterdiği fıkhî çare ile hayata gelişinden dolayı halk ona Ebu Hanife'nin oğlu adını takmıştı.

Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları

x

kıskançlık
Bir sarmaşık,bir ağaç varmış.Birde GÜNEŞ.Ağaç güneşi severmiş,güneşte ağacı.Sarmaşık kıskanırmış bunları,hep ağaç bana baksın istermiş.Hergün ağacı biraz daha çok sıkarmış (o sarılıyorum sanarmış)bana baksın diye.Ama ağaç bakmazmış güneşi izlemeyi ve onu gerçekten sevdiği için.....................En sonunda bir gün uyandığında ağacın onu seyrettiğini görmüş.önce sevinmiş........ ama sonra üzülmüş.Neden biliyormusunuz?Hani sarmaşık ağacı her gün sıkıyordu ya.En sonunda öldürmüş ağacı.Sonra anlamış iş işten geçtikten sonra.Kıskançlık onuda kendisinide öldürmüş.Oda dayanamamış ölmüş.Bir güneş kalmış acılı yüreğiyle sadece.ama nefret duymamış hiç sarmaşığa.bunu bilin.....

x

Satılık Köpek Yavruları

"Satılık Köpek Yavruları" ilanının hemen altında küçük bir çocuğun bası gözüktü ve çocuk dükkân sahibine sordu:

- Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?

Dükkân sahibi:

- 30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları, dedi.

- Benim 2 dolar 37 sentim var, dedi çocuk "Bir bakabilir miyim yavrulara?"

Dükkân sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu:

- Bunun nesi var?

Dükkân sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı. Küçük çocuk heyecanlanmıştı:

- Ben bu yavruyu satın almak istiyorum, dedi.

Dükkân sahibi:

- Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan, o yavruyu sana bedava veririm.

Küçük çocuk, birden sinirlendi. Dükkân sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:

- Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında şimdi size 2 dolar 37 sent vereceğim ve geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım.

Dükkân sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:

- Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak.

Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasıyla desteklediği sakat bacağını dükkân sahibine gösterip, tatlı bir sesle:

- Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun, kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var, dedi.

Sevdaları Yaşamak

Çeçenistan savaşının en kanlı günlerinden biri... Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker komutana koştu ve:
- Komutanım, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? dedi.
"Delirdin mi?" der gibi baktı komutan... "Gitmeye değer mi? Çok fazla kurşun yemiş ve delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. Seni de kaybetmek istemem"
Asker ısrar etti ve komutan "Peki" dedi, "Git o zaman, Biz seni koruyacağız"
Asker o korkunç ateş yağmuru altında yerde yatan mücahide ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Komutan kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- Vurulmuş... Sana hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim.
- Değdi komutanım, dedi asker.
- Nasıl değdi? dedi komutan. "Ölmüş görmüyor musun?"
- Yine de değdi komutanım, dedi asker. Çünkü yanına ulaştığımda arkadaşım henüz sağdı. Ve onun son sözlerini duymak benim için dünyalara bedeldi.
Ve hıçkıra hıçkıra şunları söyledi asker:
- "Geleceğini biliyordum Abdullah... Geleceğini biliyordum" dedi bana..

İnternette Dürüstlük

Beni okuyorsanız eğer, buralara kadar ulaştıysanız yani, sizin de bu ortamda dostluk ve sevgi aradığınızı ya da er geç arayacağınızı düşünüyorum...
Örneğin okumakta olduğunuz bu dergiye emek veren kişiler, birbirini görmeden, tanımadan sevdiler, dostluk adına çabalarını sürdürdüler...
Birbirimizi görmeden, tanımadan ve sadece "hissederek" yürüttüğümüz dostluk ilişkisi yaşamımızdaki diğer ilişkilerden çok farklı gelişiyor..
Gerçek yaşamda önce fizikleriyle, giyim kuşamlarıyla, sonra da fikirleriyle ve yaşam görüşleriyle, zihinleriyle tanışırız insanların..
Oysa burada, sanal ortamda, önce fikirler ve görüşler ön plandadır, birbirimizi zihinlerimizle tanırız, severiz (ya da sevmeyiz) ve bazen de tanımak isteriz, görüşür tanışırız....
Değer verir, dost oluruz..
Çok sevdiğim bir şair ve filozofun, Halil Cibran'in sözlerini yazım süresince paylaşacağım sizlerle:
"Dostunuz size aklından geçenleri açıklarken ne -hayır-ı ne de -evet-i ona söylemekten korkmayınız. Ve o sustuğunda yüreğiniz onu dinlemeyi sürdürsün; Eğer dostun senin içindeki denizin alçalacağını bilmek zorundaysa, bırak yükseleceğini de bilsin.. Yalnızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki ? O, sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız boşluğunuzu değil.. Ve dostluğunuzun uyumunda bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın..."
Bazen bu büyü bozulmasın diye, dürüst olamadığımız için, bu tanışmayı istemeyiz. Karşımızdakinin dürüstlüğü veya bizimki, bir şekilde kafamızda hep dürüstlüğü sorgularız, güvenmek isteriz yazılana, dostlarımıza....
Gerçekten o kişi mi...
Gerçekten böyle mi düşünür...
O mu gerçekten bizim etkilendiğimiz...
Sevgi duyduğumuz...
Yoksa yalan mı bize söyledikleri....
Yoksa...
Yoksa...
Bize sevgiden bahseden, yüce duyguları bayrak etmiş kişi, evinde eşini veya çocuklarını döven biri mi? En azından, insanları iddia ettiği kadar sevmiyor olabilir mi? Zaman içinde tanıdıkça kuşkular başlayacaktır...
Hiç kimse yalanı sürekli sürdürecek kadar zeki değildir...Ve hiç kimse de bu yalanlara sonsuza kadar inanacak kadar saf değil...
Dürüstlük, özgürlük demektir ve özgürlük kısıtlanmamalıdır asla...
"Özgürlüğünüz, kendisine vurulmuş olan zincirlerinden kurtulduğunda, daha büyücek bir özgürlüğe zincir olur..."
Sürdürmeye çalışacağımız yalan, hatırlamak zorunda olduğumuz uydurma kişilik en çok kendimizi rahatsız edecektir bir gün.....
İnsan karşıısındakini bir süre aldatabilir belki...
Hatta uzun bir süre de bunu devam ettirebilir...
Ama, kendini kandıramaz, bunu hep sürdüremez...
Sürdürürse, kişilik sorunları başlayacaktır, yarattığı kahramanı yaşatmaya çalışırken, kendisini yaralamış, hatta öldürmüş olabilir...
Ne kaybederiz oysa, ne olur boyumuz kısa veya uzun ise, zayıf veya şişman isek....
Sağlığımız yerinde veya değil ise...
Eksiklerimiz varsa...
Paramız olsa veya olmasa...
Veya o filmi görmemişsek, o şiiri duymamışsak....
Ya da o ülkeye gitmemişsek...
Sesimiz güzel değilse...
O konuya yabancı isek....
Söylediğimiz yaşta değilsek...
Manken-fotomodel bir kadın veya atletik vücuda sahip bir erkek değilsek..
Ya da yaşamımızda olmadığını söylediğimiz birileri varsa...
Ne fark eder dostluk adına..
Yalanların esiri olarak yaşamak ve bir gün her şeyden kaçmaktansa, dürüst olmayı denesek dostlarımıza ve kendimize...
Yarattığımız dünyanın birgün başımıza çökmesindense....
Daha kötüsü, bir başkasının dünyasını yıkmaktansa....
"Tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan kaleler yapan ve sonra da bir vuruşta gülerek yıkıveren çocuklar gibi. Oysa sizler kumdan kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır. Ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir..."
Kendine mükemmel bir kişilik yaratmak çok kolay..
Zor olan,olduğunu dürüstçe olabilmek.....
En acı gerçeğin bile en güzel yalandan üstün olduğunu hatırla....
Dürüstlük temelinde oturan dostlukların daha değerli ve uzun ömürlü olacağını ta içinde biliyorsun...
Unutma, uzun vadede dürüstlük her zaman galip gelecektir...
Kendini zor olsa da, acı olsa da, kabullen...
Çünkü sen biriciksin, çok değerlisin. Sonradan acısını çekeceğin hayalleri yaratma..
"Acınız, idrakinizi kaplayan kabuğun kırılmasıdır. Nasıl ki, bir meyvanın yüreğinin güneşi görebilmesi için kabuğunun çatlaması gerekir, acı da sizin için öyledir. Kalbinizi güncel yaşantınızın mucizelerine hayran tutabilseydiniz, acınız mutluluğunuzdan daha az görkemli olmazdı. Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, Pişmanlık ve üzüntülerinizin Kış'ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz... Acılarınızın çoğu kendinizce seçilmiştir. İçinizdeki hekimin hastalıklı benliğinizi tedavi amacıyla verdiği tatsız ilaçtır... Bu nedenle, içinizdeki hekime güvenin ve uzattığı devayı sükunetle ve yatışarak için.."
Karşındakine güvenmek istiyorsan, dürüstlük arıyorsan, önce kendini güvenilir kılmalısın. Bunun da yolu bir; acı da olsa, zor da gelse kendinle tanış ve bize seni sun..

Çünkü biz seni seviyoruz, klavyenin tuşlarındakini sahte dostu değil, sadece ve tam da şu halinle seni.

Tebessüm

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın zamanda kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayarak ona bir not yazdı ve yolladı.

- Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.

- Garson kız ilk kez aldığı bu bahşişin bir kısmını akşam eve giderken her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

- Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki... İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce kucağına aldı.

- Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşturdu.

- Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı, bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı...

- Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar...

Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.


  ♥ Arkadaş arama

  ♥ Yüzlerce Kişiyle Tanışıp Arkadaş Bulmak istiyorsan sende gel





  ♥ netimiz Sözler

» Anlamlı Sözler
» Atasözleri
» Aile için Sözler
» Aşk Espirileri
» Aşk Sözleri
» Aşk Mesajları
» Asker Mesajları
» Anneler Günü Sms
» Ayrılık Mesajları
» Babalar Günü Sms
» Bayram Mesajları
» Doğum Günü Sms
» Dostluk Mesajları
» Duvar Yazıları
» Erkek için Sözler
» Espirili Sözler
» Etkileyici Sözler
» Evlilik Sözleri
» Güzel Sözler
» Günaydın Mesajları
» Kadınlar için Sms
» Kandil Mesajları
» Kurban Bayramı
» Komik Mesajlar
» Komik Sözler
» Mani Sözleri
» özlem Mesajları
» özenli Sözler
» özlü Sözler
» özür Mesajları
» Ramazan Bayramı
» Sevgi Sözcükleri
» Sevgi Sözleri
» Sevgi Mesajları
» Sevgililer Günü
» Sitem Sözleri
» Spor Sözleri
» Telefon şakaları
» Teklif Mesajları
» Türkü Sözleri
» Yalnızlık Mesajları
» Yeniyıl Mesajları

  ♥ netimiz Dizi

» Ihlamurlar altında
» Kurtlar Vadisi
» Binbir Gece
» Avrupa yakası
» Acı Hayat
» Sağır Oda
» Sıla
» Dizi


Sitemiz Ebrarhosting Tarafından Desteklenmektedir!!!



Design by s3mp3r0r - SeRSeRi
Sincan Paylaşım Sincanli Senyurt Elmadag Elmadagli Kaabus Forum Dowland Güvenlik Hosting Domain Ancyra Web Dizayn Chat Sohbet Okey Club Dünya Elmadag Elmadagli Flash Oyun Oyun AyArCi s3mp3r0r Eryaman